<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645</id><updated>2012-02-16T19:00:16.403-08:00</updated><category term='yalvarış'/><category term='hatalar'/><category term='Hep aynı'/><category term='insan'/><title type='text'>Neden?</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>13</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-3286413772149574653</id><published>2010-12-02T01:05:00.000-08:00</published><updated>2010-12-02T01:05:06.136-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalvarış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hatalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hep aynı'/><title type='text'>Hep Aynı</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR; mso-no-proof: no;"&gt;Hatalar,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR; mso-no-proof: no;"&gt;Yokmuş hataları birbirinden farkı. İnsan aynı hataları, aynı şekilde yapabiliyormuş. İnsan değişmedikçe aynı sonuca varıyormuş. Ama ne yapmalı, nasıl değişmeli insan? Çok acı çekip, hatalarını gördüğünü, anladığını sanıyor ama nasıl oluyordu aynı hataları aynı şekilde yapabiliyor? Bile bile hem de… Nerede durmalı? Değişmek için ne yapmalı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR; mso-no-proof: no;"&gt;Yalvarışlar,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR; mso-no-proof: no;"&gt;Hep aynı yalvarışlar… Olması için… “Bu sefer Tanrım, bu sefer olsun…” Ne farkı var bu seferin diğerinden? Bilmiyor mu Tanrı her seferinden aynı şeyi yalvaracağını, kimden neyi sakladığını zannediyorsun? Geçen sefer “ bu sefer olmasa da olur” mu dedin ki? Sanki bu sefer farklıymış gibi, sanki daha güçlü yalvarıyormuşsun gibi “bu sefer” için yalvarıyorsun. Yok yalvarışların birbirinden farkı…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR; mso-no-proof: no;"&gt;İnsanlar,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR; mso-no-proof: no;"&gt;Hep aynı… Hep aynı soğukluk, hep aynı geri duruş, hep aynı kaçma fırsatı, hep aynı kaçış… İnsanların kendileri değişse yaptıkları değişmiyor. Eh insan olan ben değişemedikçe, onların değişmesi mümkün mü? Ama yok mu yaradılışı farklı olan, şöyle baba yiğitçe karşımda dikilebilecek cesareti olan…. Gerekirse son sözünü söyleyip, ağır ağır karşımdan ayrılacak olan… Yok mu ben farklıyım diyecek olan?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-3286413772149574653?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/3286413772149574653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/12/hep-ayn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/3286413772149574653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/3286413772149574653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/12/hep-ayn.html' title='Hep Aynı'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-1795238334923821520</id><published>2010-08-22T09:25:00.001-07:00</published><updated>2010-08-22T09:32:56.024-07:00</updated><title type='text'>Kaybolsam !</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;Yolda yürürken bir anda başka bir yerde olmak istiyorum. Ardından o başka yerde fark ediyorum ki başka yerde değilmişim gibi hissediyorum. Kendimi bir yerlerde bırakıp kaçmak istiyorum. Kendimi kaybetmek istiyorum. Kendim bana bir daha ulaşamasın, yolu bulamasın istiyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-1795238334923821520?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/1795238334923821520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/08/kaybolsam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/1795238334923821520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/1795238334923821520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/08/kaybolsam.html' title='Kaybolsam !'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-2365120996808283848</id><published>2010-06-22T05:55:00.000-07:00</published><updated>2010-06-22T05:56:44.171-07:00</updated><title type='text'>ölüm-hayat</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/TCCvo1uCsiI/AAAAAAAAAEo/HZmHrEsej2E/s1600/tetons-snake-river.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/TCCvo1uCsiI/AAAAAAAAAEo/HZmHrEsej2E/s320/tetons-snake-river.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Hayat bir nehirdir. Kiminin ki sakin durgun, yavaş yavaş akan ve belki de hiç dalgalanmayan bir nehir. Kiminki de çoğu zaman çağlayan, gürleyen, kıvrımları olan; kıvrımlardan dönerken taşan, bazen azalan bazen dolan bir nehirdir. &amp;nbsp;Kiminin ki ise bu ikisinin karışımı; nehir boyu tam olarak ne olacağı belli olmayan, bir nehir boyunca seyahat ederken başına gelebilecek her şeyin gerçekleştiği bir nehirdir. Benim nehrimin ne olduğunu nehrin sonuna gelmeden bilemem elbet ama ilk başta ki nehir örneği olan sakin, durgun bir nehir olmadığı kesin. Bu seyahatlerde neler gelir başınıza peki? Mesela sakin sakin yol alırken huzur içinde teknenizde uzanmış güneşlenirken hava birden fırtınaya dönebilir. Bu fırtına sizi ve teknenizi alabora edebilir. Belki bir kıyıya yanaşıp çıkmanız ve bir süre orada fırtınanın geçmesini beklemeniz gerekebilir. Ya da bol yağmurlarla nehriniz taşabilir. Sadece sizi değil nehir kıyısındaki insanlara da zarar verebilir. Sizin nehriniz bir bakarsınız başka insanların üzülmesine neden olur, üzülürsünüz. Sonra güneş açar ısınırsınız ama güneş gitmek bilmez sizi yakar, bunalırsınız. Bazen uzun süre bir şey olmaz yolculuğunuzda, öyle sakin öyle huzurlu yol alırsınız. Belki değişiklik olsun diye hoşunuza giden bir kıyıya yanaşır orada oyalanırsınız. Bir bakarsınız orada oyalanan başka biri vardır. Konuşur anlaşırsınız bu kişi ile ve birlikte yol almak istersiniz. Teknenize alırsınız başlarsınız yolculuğa. Yine yağmurlar, fırtınalar olur güneşler açar. Şanslıysanız birlikte yol almanız bu badireleri atlatmanıza yardımcı olur eğer değilseniz size yeni bir sorun olur teknenizdeki kişi. Ya kendinin atlamasını ya da sizin atacağınızı söyler ondan kurtulursunuz. Bazen giden kişi giderken canınızı yakar, iyileşmek için uzun süre yol almanız gerekir. Fakat zamanla unutursunuz çok gerilerde kalır. Bir gün olur yeni birileri gelir yola devam edersiniz. Yola devam etmeyi durduramazsınız. Kısa süreli kıyıya çıksanız da oraya yerleşemezsiniz. Hep akmalı, hep gitmeniz gerekir. Sıkılırsınız, gitmekten. Duramamak sizi sinir eder. Gün gelir anlarsınız durmak imkansız, çaresi yok, hep gitmek gerek. Çünkü bilirsiniz gün gelecek bu nehir bir okyanusa akacak. Nehrin sonu var bilirsiniz. Önce büyük bir gürültü ile suların çağladığını duyarsınız, belki korkutur bu sizi. Sonra huzur verici su sesi sarar her yanınızı ve hızla akarsınız sonsuz bir okyanusa. Orada bir kaptan karşılar sizi. Başlarsınız ona anlatmaya tüm nehir boyunca yaşadıklarınızı. Yaşadığınız zor günleri es geçip, heyecanla mutlu anılarınızı anlatırsınız. Güneşin sizi nasıl ısıttığını, tam bunaltacağı sırada yağmurun nasıl serinlettiğini, kıyıların güzelliğini, kayığınıza binenlerin sizi nasıl eğlendirdiğini anlatırsınız. Zor zamanlarınız sanki hiç olmamış gibidir. Huzur verici suların sizi kapladığı andan sanki en zor günlerinizi unutmuş gibisinizdir.&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Hayat sürekli akan bir nehir gibidir. Başınıza ne geleceğini, hangi kıyılarda duracak teknenize kimi alacak ve teknenizden kimi atacağınızı hiçbir zaman bilemezsiniz. Her saniyeniz heyecan dolu, olağanüstü bir manzara ile kaplı harika bir nehir yolculuğudur hayat. Bilemezsiniz ne zaman akacaksınız okyanusa ve bilemezsiniz sonuna gelmeden nehriniz ne kadar uzun. Herkese güzel bir nehir yolculuğu dilerim.&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-2365120996808283848?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/2365120996808283848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/06/olum-hayat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2365120996808283848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2365120996808283848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/06/olum-hayat.html' title='ölüm-hayat'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/TCCvo1uCsiI/AAAAAAAAAEo/HZmHrEsej2E/s72-c/tetons-snake-river.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-2169756971539528107</id><published>2010-02-07T08:15:00.000-08:00</published><updated>2010-02-07T08:15:57.354-08:00</updated><title type='text'>yok</title><content type='html'>Şimdi gidiyorsun ya,&lt;br /&gt;Gitme! diyecek yüzüm yok.&lt;br /&gt;Her şeyi anlatacak gücüm,&lt;br /&gt;Kalacak yerim yok.&lt;br /&gt;Özleyecek halim,&lt;br /&gt;Söyleyecek bir tek sözüm yok.&lt;br /&gt;Kalsan da, yanında yerim yok.&lt;br /&gt;Sana verecek bir selamım bile yok.&lt;br /&gt;Geçen bunca zamandan sonra,&lt;br /&gt;Sana nefretim çok,&lt;br /&gt;Sevgim yok.&lt;br /&gt;Ama şimdi gidiyorsun ya,&lt;br /&gt;Sanki her şey birçok kez olduğu gibi&lt;br /&gt;Bir kez daha bitiyor.&lt;br /&gt;Bunun diğerlerinden ne farkı var?&lt;br /&gt;Cevabım yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-2169756971539528107?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/2169756971539528107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/02/yok.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2169756971539528107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2169756971539528107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/02/yok.html' title='yok'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-2965990624149365334</id><published>2010-01-06T03:07:00.000-08:00</published><updated>2010-01-06T03:07:02.055-08:00</updated><title type='text'>yeni yeni yeni !!!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Uzun zamandır blogumun görünüşünü değiştirmek istiyordum. Yeni yılla girdiğimiz bu günlerde &amp;nbsp;vesile olsun da yenileneyim dedim. Koyu koyu bir fona sahip olan geçen seneki blog görünümümle birlikte koyu koyu olan bir yıl geçirdim. Belki de herkes gibi... Aslında dikkatli bakınca bir çok ilki bir arda yaşadım geçen yıl, ilk yurt dışınıa çıkışım, ilk kez o kadar uzun süre ülkeden ve ailemden ayrı kalışım, ilk kez iş hayatına girşim gibi. Heyecanlı bir yıldı çoğu zaman ama nedense koyu ve fluydu. Heyecan dolu ama karmaşıktı, sıkıcı ve durgundu. Sanki hep durup düşündüğüm bir yıldı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben bu yılın başında da düşündüm taşındım ve artık geriye hiç (hiiiççç) bakmamaya karar verdim. O yüzden de daha fazla geçen yıldan bahsetmek istemiyorum. Çünkü geçti artık, tüm kötülükler, karanlıklar, gölgeler hepsi geçti. Şimdi ileriye gitme zamanı ama ileri de çok dikmemeli gözleri zira şu anı kaçırabilirim. Ben bu yıl şu an'ı yaşamak istiyorum. Geçmişte olanlara üzülmeden, gelecekte olacakları düşünüp, planlamadan şu an da olacağım bir yıl olmasını diliyorum. Sizin için de bunu diliyorum, gönülden. Beyaz değil belki ama açık renk bir yaşam (beyaz olmak zor artık çocuk olmak gerek başarabilen varsa tebrikler!) diliyorum sadece 2010'da değil tüm yaşamınız boyunca...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sevgiler...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-2965990624149365334?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/2965990624149365334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/01/yeni-yeni-yeni.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2965990624149365334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2965990624149365334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2010/01/yeni-yeni-yeni.html' title='yeni yeni yeni !!!'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-4634591211980950441</id><published>2009-12-25T22:12:00.000-08:00</published><updated>2009-12-25T12:22:00.118-08:00</updated><title type='text'>BEKLE !</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SzUbp9PcFhI/AAAAAAAAADI/znbn65zOw_U/s1600-h/600px-Stop_sign.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SzUbp9PcFhI/AAAAAAAAADI/znbn65zOw_U/s200/600px-Stop_sign.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Yapamayacağını söyleyemezsin. Neden? Neler yaptın bir bak! En kötüsünden en iyisine kadar bir bak ne şaheserler yarattın. Bir bak zaten sürekli yüzünün dönük olduğu geçmişe, daha dikkatli bak! Sen değil miydin aradığını bulan? Sen değil miydin bulduğuna tutunan, en zor anında? Sen değil miydin tam bırakabileceğin noktada bırakmayan tutunduğun dalı? Sen gitmek istedin en derine, karanlığa. Sen attın o kuyudan kendini. Sen yarattın o hayali kahramanı. Sen, seni çıkartman gerekirken, boşuna bekledin onu. Hepsini sen yaptın ve günü geldiğinde sen yüzleştin bu gerçeklerle. Sen anladın, sen anlatamadın. Sonra sen kim olduğunu sordun tekrardan, ne yapmak istediğini ama o dalı hiç bırakmadın biliyordun seni hayatta tutan dal o değildi ama sana güç veriyordu, olmalıydı. Bu gerçekle bile yüzleştin. Hayat dalını bıraktın, vazgeçtin ama o dalı bırakmadın. Sen çıktın gün yüzüne ama aşağıda yaşananlar seni değiştirmişti artık hiçbir şey eskisi gibi değildi ve sen zaten eskiyi istemiyordun. Ama hiçbir şey iyi gelmedi sana ne orada ne burada olmak. Sen zorlandın tekrar yaşamak için. Sanki nefes almak yeterliymiş gibi geldi, dalların ne önemi vardı. Ara sıra değebildiğin suyla beslenip yeni dallar yarattın bilinçsizce. Belki onlar da bağladı seni, gidemedin. Gidecek neresi vardı biliyordun ama gidemedin. Tatlı tatlı hoşlandığın yalnızlıktan sonra acı yalnızlıklarla karşılaştın. Evet, çoğul yalnızlıklar! Bir değil ikisi, üçü birden geldi. Herkes bıraktı, vazgeçti senden. Haklıydılar uğraşamazlardı artık senle, çünkü seninle arkadaşlık bile uğraşılacak bir şeydi hele kan bağının olması felaket olmalıydı. Sende onlardan vazgeçtin, gururluydun çünkü. Sonra sıkıldın vazgeçtin, aradın ne önemi vardı artık onların, onlar sadece onlarken. Her gün başka hayaller kurdun, hepsi birbirinden farklı. Hepsi olmak, hepsini yaşamak istedin. Sonra baktın ki ne önemi vardı hepsinin hepsi sendin, hepsini yaşadın. Bir tek kendin olamadın, o anda duramadın. Bak işte neler yapmışsın. Düşün daha neler yapacaksın, daha ne yalnızlıklar bekliyor seni, daha ne dallar, daha neleri anlayacak ve anlatamayacaksın. Bekle biraz daha, senin için bir şeyler daha olabilir. Belki bir gün gidersin, gidilecek neresi varsa, hatta belki bir gün biri gelir belli mi olur…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-4634591211980950441?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/4634591211980950441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/12/bekle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/4634591211980950441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/4634591211980950441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/12/bekle.html' title='BEKLE !'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SzUbp9PcFhI/AAAAAAAAADI/znbn65zOw_U/s72-c/600px-Stop_sign.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-8075072418546673191</id><published>2009-08-13T17:13:00.000-07:00</published><updated>2009-08-13T17:19:40.857-07:00</updated><title type='text'>ayrılırken...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SoStdxUpidI/AAAAAAAAACw/KbAQ1rgWHEU/s1600-h/DSCN2042.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SoStdxUpidI/AAAAAAAAACw/KbAQ1rgWHEU/s320/DSCN2042.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369607382700231122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language:TR"&gt;Sayılı gün çabuk geçer derler. Hakikaten öylemiş. Bu dünyanın bir ucuna geldiğim günüdaha dün gibi hatırlıyorum. Geri dönüş günüme 180 küsur gün olduğunu ilk&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;hesapladığımda ne çok gelmişti. İlk geldiğimde tedirgindim, sonra heyecanlı, ardından endişeli, çoğu kez mutlu oldum. Ara sıra hüzünlü, hep özlem duydum ama hiç pişman olmadım. Son günlere geldiğimde geri dönüş için &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;tekrar heyecanlı aynı zamanda bu mutlu ve güzel günlerin bitiminde yine hüzünlü burada da bir ailemi bıraktığım için. O kadar çok şey öğrendim ki ingilizce dışında. Hiç kimse için hiçbir şey olmadığın bir yerde yaşamanın ne demek olduğunu, sadece dili kullanmak için konuşmak ama dinlememek ve dinlenmemeye alışmanın ne acı verici olduğunu. Bazen arkadaşım dediğin insanların sadece günaydın ve hoşça kal dediğin insanlardan ibaret olduğunu. Kendi dilini konuşanların bile iki çift umut verici sözcükten insanı mahrum bıraka bildiklerini öğrendim. Gerçek yanlızlığın ve özgürlüğün ne olduğunu öğrendim, gittiğin bir yerde dünya üzerinde o an orda olduğunu bilen herhangi birinin bile olmadığını hissetmenin vazgeçilmezliğini anladım. Ben burada Dünya ile tanıştım, her ülkeden, her kültürden insanlarla tanıştım ve temelde herkesin aynı olduğunu yaşayarak gördüm. Bu savaşlar bir kez daha büyük derece anlamsızlaştı gözümde.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language:TR"&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;Sayılı çabuk gün geçti ve bitti. Bundan sonra ki yapacaklarım için elimde sayılı bir gün olmadığına göre sadece gelen günü mutlu geçirmek esastır. Nerede biteceğini bilmiyorsan durup beklemek manasız sadece devam edeceksin, yorulmadan, bıkmadan ve durmadan. Bunu yapabilmek için dönüyorum, tüm öğrendiklerimle…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-8075072418546673191?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/8075072418546673191/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/08/ayrlrken.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/8075072418546673191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/8075072418546673191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/08/ayrlrken.html' title='ayrılırken...'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SoStdxUpidI/AAAAAAAAACw/KbAQ1rgWHEU/s72-c/DSCN2042.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-3473294506749984762</id><published>2009-05-06T22:14:00.000-07:00</published><updated>2009-05-06T22:22:54.274-07:00</updated><title type='text'>geliyorum...</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;“Bazen kalbimde, bazense midem de hissettiğim kocaman, karanlık bir boşluk var içimde. Ve bu boşluğa düşmemeye çalışan küçük br kız…” Yıllar önce yazmıştım bu satırlar ve sanırım yanlışlıkla bu karanlık boşluğa düştüm ben. Biliyorum, biliyorum… aylar sonra benden beklediğiniz yazı böyle başlamamalıydı. Ama neden olduğunu açıklıyayım. Biliyorsunuz, uzaklara çok uzaklara geldim ben. Dünyanın bir ucu dediğim bu yere gelirken, canımı acıtan herşeyi geride bırakmayı ve sadece umudumu yanımda getirmeye kararlıydım. Bavullarımı toplarken kuzenimin söylediği “yeni bir hayata başlıyorsun, yanında bu kadar şey götürmene gerek yok!” sözlerine kızmış olsamda, eşya olarak değil ama tüm canımı sıkan duygu, düşünce ve davranışlarımı çoktan kutulara yerleştirip eski odamın bir köşesine kaldırmıştım. Benim için önemli olan buydu. Bunu sözde değil, gerçekten yaptığımı buraya geldiğimde anladım. Gerçektende bir çok şeyi bırakıp gelmişim buraya. Ama asıl sorumu bırakmadım tahmin edeceğiniz gibi. “Neden?” Bu soru kafamı meşgul ediyordu ama eskisine oranla daha yavaş yavaş. Yani sanki cevabı bulmasının acelesi yokmuş gibi. Buranın temposuna uymuş gibi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SgJvk6qhLEI/AAAAAAAAACg/xKPjvmLK0jg/s320/IMG_4534.JPG" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332947588773653570" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;Bu aya kadar geride bıraktıklarımından biri de kendimle uğraşmamaktı. 2 ay kadar kendimi rahat bıraktım. Gerçekten çok huzur verici, rahatlatıcı bir şeymiş. Ama bir süre sonra herşey anlamsızlaşıyor, yani kendinle uğraşmadıktan, kendini anlamaya çalışmadıktan sonra benim için hayat bir anlam ifade etmiyor. 2 aylık tatil güzeldi ama buaraya kadar. Bu ben değilim, olamam. Ben sorular sormaya devam edeceğim ve cevapları bulamamaya. Nasıl otobüsten inerken şoföre teşekkür etmeye, bankada, markette, her yerde tek sıra halinde sıraya girmeye, barlarda sigara içelmediği gibi sokak kaldırımlarınında sadece yol kısmında sigara içilebildiğine kısacası bu kadar düzene inanmıyorsam, benimde bu boş, durağan hayatta yaşayabileceğime inanmıyorum. Karmaşadan vazgeçmem asla. Karmaşa varsa, çözülecek bir şeyler vardır ve çözülecek bir şeyler varsa orada uğraşılacak, çabalanacak şeyler vardır, anlaşılması gereken ve anlatılması gereken şeyler, işte ben tam da ordayım. Bundan vazgeçmem, vazgeçemem…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style="mso-ansi-language: TR"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;Bu kadar uzun lafın kısası ben geri döndüm, fiili olarak değil, daha var ama şimdiden hissedebilirsiniz. Geliyorum…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-3473294506749984762?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/3473294506749984762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/05/geliyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/3473294506749984762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/3473294506749984762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/05/geliyorum.html' title='geliyorum...'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SgJvk6qhLEI/AAAAAAAAACg/xKPjvmLK0jg/s72-c/IMG_4534.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-6608040633315128426</id><published>2009-02-08T10:46:00.000-08:00</published><updated>2009-02-08T10:53:37.675-08:00</updated><title type='text'>gidiyorum...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;Gidiyorum… Sanırım… Öyle görünüyor şimdilik. Hiçbir şey için büyük konuşmak istemem. Ama gidiyorum…&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;Dünyanın bir ucuna hem de. Hani şarkılarda, film repliklerinde geçtiği gibi değil. Gerçekten dünyanın bir ucu…&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;20 gün sonra bir okyanusun boşluğuna ve sonsuzluğuna bakıyor olacağım. Ama gökyüzü hep aynı kalacak, bulutlar, yağan yağmur damlaları aynı şekilde ıslatacak beni. Güneş aynı şekilde yakacak belki biraz derecesi az olacak ama yine oksijen solumaya devam edeceğim belki daha temiz olacak. Dünyanın bir ucu da olsa ben yaşamaya devam edeceğim, nefes almaya devam ettiğim sürece dünya hep aynı olacak, etrafımdakiler değişse de. Ben, &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;beni yanımda götürdüğüm sürece her yer bana ait olacak biliyorum. Özleyeceğim. Birçok şeyi... Ailemi, arkadaşlarımı, yatağımı, odamı, kitaplarımı, filmlerimi, İstanbul’u, boğazı, Bursa’yı… Ne çok şey varmış özleyeceğim. Ama umudum var. Oradan dönerken özleyeceklerimin en az bunlar kadar hatta daha fazla olması için. &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;Çok kısa bir zaman önce hiçbir şey yapacak gücüm ve umudum yokken, şimdi o sonsuz okyanustan yardım bekliyorum. Bana huzuru versin, orada yaşamak için bir umut versin ki yaşabileyim. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SY8p_gSrE2I/AAAAAAAAACQ/VqrSDcVDaMY/s320/world-map1.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300501457415115618" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 208px; " /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-6608040633315128426?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/6608040633315128426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/02/gidiyorum.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/6608040633315128426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/6608040633315128426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/02/gidiyorum.html' title='gidiyorum...'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SY8p_gSrE2I/AAAAAAAAACQ/VqrSDcVDaMY/s72-c/world-map1.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-2102990554501916294</id><published>2009-01-05T10:20:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T10:29:14.554-08:00</updated><title type='text'>karanlığın ardında ne var?</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SWJQsNxVvyI/AAAAAAAAAB4/UQGoQMMD1Tk/s320/DSCN4695.JPG" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287877633027456802" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;“Büyük bir boşluk… Bazen midemde hissettiğim, bazense de kalbimde. Simsiyah, büyük bir boşluk… Çoğu zaman bu boşluğun uzağından geçmeye çalışan küçük bir kız var içimde. Ama bazen uçurumun kenarına gidiyor. Boşluğa bakıyor. Biliyor göremeyeceğini hiçbir şey ama yine de bakıyor. Kızıyor bazen bana, onu kaybettiğim için. Uçurumun kenarında, karanlığa bakarken buluyorum onu. Parmak uçları boşlukta, bir milim daha ilerlerse düşecek. Çoğu kez onu kurtarıyorum. Fakat bazen aklımdan sorular geçmiyor değil. Düşse boşluğa diyorum, karanlığın içine… Ne olacak? Karanlığın ardında ne var? Belki de iyi şeyler… Hep korkutuyor karanlık insanları. Ne olduğunu bilmediğimiz için belki de. Hiç tanımadım öyle cesaretli birini. Kimse merak etmiyor mu karanlığın ardında ne olduğunu? Her karanlığın içinde bir aydınlık, her aydınlığın içinde bir karanlık var mı? Cesaretli olmalı mı?”&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;Bu paragrafı 2003 yazında yazmıştım. Dün gece gördüğüm kötü rüyanın etkisiyle sabah ezanında uyanınca aklıma gelen ilk şey bu paragraftı. Döndüm, döndüm ama uyuyamadım. Böyle zamanlarda en iyisi içindekileri kusmaktır. Kalkıp defteri ve kalemi aldım elime. Başladım yazmaya. Yazdıklarımın tümü yazmayacağım. Başta yazdığım paragrafın neden aklıma geldiğini söylemem gerekirse; gölgelerin gittiği, bulutların dağılmaya yüz tuttuğu şu günlerimde net olarak gördüğüm bazı şeyler var. Biliyorum ki karanlığın ardında ışık yok sadece daha da karanlık var. Zamanla karanlığa alışıyorsun, &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;sanki her yer aydınlanıyormuş gibi geliyor. Hâlbuki karanlık sadece karanlıktır. Biliyorum…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-2102990554501916294?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/2102990554501916294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/01/karanln-ardnda-ne-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2102990554501916294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2102990554501916294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2009/01/karanln-ardnda-ne-var.html' title='karanlığın ardında ne var?'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SWJQsNxVvyI/AAAAAAAAAB4/UQGoQMMD1Tk/s72-c/DSCN4695.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-1841658520159397918</id><published>2008-12-03T14:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-03T14:25:21.146-08:00</updated><title type='text'>neden yazıyorum?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/STcHNZhKtMI/AAAAAAAAABw/TY9CH5kUlQA/s1600-h/yazmak1kh2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275693415257519298" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 149px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/STcHNZhKtMI/AAAAAAAAABw/TY9CH5kUlQA/s200/yazmak1kh2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yazma içgüdüsünün doğuştan gelen bir güdü olduğunu sanmıyorum. Böyle olsaydı ilk insanlar bunu nasıl yapacaklardı? Ama biz bugün biliyoruz ki insanoğlu ilk dünyada var olduğundan beri bir şeyler anlatmak istemiş, kendinden sonrakilere bir şeyler bırakarak hep bir paylaşım içinde olmuştur. Mağara resimleri, kap kaçaklar, süs eşyaları vb. Günümüzde de ardında bir şeyler bırakma ve paylaşma isteği devam etmektedir. Herkes bunu çeşitli şekilde yapıyor. Ben de yazarak ve görselleştirerek yapıyorum. Bu benim için bir ihtiyaç. Yazarak içimdekileri döküyorum ama gerçekten döküyorum. İçimin tüm çürümüşlüğü, kokuşmuşluğu ile beraber döküyorum. Kendimi tazeliyorum. İçimden az önce çıkardığım, çıkardığım andan itibaren iğrenmeye başladıklarıma bakıyorum. Tekrar tekrar okuyorum. Çürümeye neden olan o çürük yumurtayı arıyorum. Çünkü o hala içimde biliyorum. Bazen onu buluyorum ve atmaya çalışıyorum. Bazen bulamıyorum, o yumurta bana bir yazı daha yazdırıyor, sonra belki bir tane daha. Belki hiç çıkmayacak, belki de bir gün bulup atacağım. Bilemiyorum. Bildiğim bir şey var ki, hangi çürük yumurtayı atarsam atayım içimin boş kalmasını istemiyorum. İçimi çürüten, çürüyünce acı verip dışarı atmamı sağlayan böylece de bana yazı yazdıran o çürük yumurta her zaman var olsun. O çürük yumurtayı seviyorum…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-1841658520159397918?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/1841658520159397918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2008/12/neden-yazyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/1841658520159397918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/1841658520159397918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2008/12/neden-yazyorum.html' title='neden yazıyorum?'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/STcHNZhKtMI/AAAAAAAAABw/TY9CH5kUlQA/s72-c/yazmak1kh2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-3064194910393196168</id><published>2008-11-27T12:22:00.000-08:00</published><updated>2008-11-27T12:29:47.704-08:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SS8C8XOaz5I/AAAAAAAAABg/4bAJOZmErKw/s1600-h/planetes_005.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273436924724039570" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SS8C8XOaz5I/AAAAAAAAABg/4bAJOZmErKw/s200/planetes_005.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün 27 Kasım 2008 Perşembe.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son durumu bildiriyorum: 22 yaşındayım. Henüz bir işim yok. Hala projelerim olumsuz sonuçlanıyor. 1,5 senedir yeni bir kısa film çekmedim. Hayallerim her geçen gün daha küçülüyor ve mantıklı bir hal almaya başlıyor. Umudum her gün yavaş yavaş yok oluyor. Hala bir sevgilim yok. Çevremdeki insanların sayıları gün be gün düşüyor. Arkadaşlarımın ve dostlarımın sayısı ise 3-5’i geçmiyor artık. Mutsuzum, yorgunum. Bugün 27 Kasım 2008 Perşembe, hava soğuk ve hayat zor…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-3064194910393196168?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/3064194910393196168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2008/11/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/3064194910393196168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/3064194910393196168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2008/11/blog-post.html' title='...'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SS8C8XOaz5I/AAAAAAAAABg/4bAJOZmErKw/s72-c/planetes_005.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7642298627364232645.post-2676944714444143272</id><published>2008-11-06T11:14:00.000-08:00</published><updated>2008-11-06T11:21:35.703-08:00</updated><title type='text'>kuyu</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNDpzpmouI/AAAAAAAAAA4/-E4fjqgVbRE/s1600-h/wellofmysterybyaetrynemz6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265626774844646114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 234px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNDpzpmouI/AAAAAAAAAA4/-E4fjqgVbRE/s320/wellofmysterybyaetrynemz6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yarım kalmış ve tamamlanmayacak bir aşkın hikâyesini anlatacağım sana. Tam olarak hikâyesi de değil aslında neler olup bittiğinden kime ne? Olaylarla boğulmamak öze inmek gerek. İnelim bakalım yere çakılana kadar inelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir adam vardı. Aslında adam demek ne kadar doğru bilmiyorum. Genç bir erkek. Hadi genç bir adam diyelim. Genç adam yakışıklıydı. Yani insanlar yolda dönüp bakarlar mıydı bilmiyorum? Ben bakanı görmedim ama eli yüzü düzgün hoş bir adamdı. Bir de genç bir kız vardı. Genç kızda hoştu, güzel sayılmaz ama hoş bir kızdı. Bu iki insanın hayatı hiç fark etmedikleri bir zamanda kesişti. Hatta birbirlerinin hayatında olduklarının bile uzun bir süre hiç fark etmediler. Sonra bir gün genç kız, genç adamı fark etti. “Bu adam da kim, neyin nesidir?” dedi. Genç adamı tanımak istedi. Tanıdıkça sevdi, çok sevdi. Kapıları genç kızın önce geçmesi için tutuşunu, genç kızın her sözünü gözünün içine bakarak dinleyişini, cep telefonunu cebinden çıkarışını, gözlüğünü düzeltişini, her şeyini çok sevdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün genç kız kendi yaşadığı şehrin en kalabalık caddesinde genç adamla karşılaştı. Genç adam siyah bir gömlek giymişti, konuşuyordu ama genç kız hiçbir şey duymuyordu. İşte o an bir şey oldu genç kıza, konuşamadı ve duyamadı. Genç kızın hayatının en güzel günü olmalıydı dimi? Ama öyle olmadı. Genç kız bir dönem her şeyden nefret etti. Ağlamadan, etrafındakilere bir şeyler anlatmadan duramıyordu. Ne hissettiğini kimseye tam anlatamıyordu. Genç kız kendi kendine “olmaz şimdi olmaz, hiç zamanı değil” diyordu. Sanki bir şeye fayda edecekmiş gibi. Genç kız ne kadar mücadele ederse etsin çıkamıyordu girdiği kuyudan, her çırpınışında daha da aşağı iniyordu. Sonunda dibe çakıldı. Karanlıkta kaldı. “Neden?” diye ağlıyordu. Neden? Yok muydu hiç çıkış, uzatmaz mıydı elini genç adam? Neredeydi şimdi, ne yapıyordu acaba? Sorulara cevap yoktu, olmayacaktı da. Kuyunun dibinde karanlıkta yalnızdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız, güç bulabildiği bazı zamanlarda tırmanmaya çalıştı. Bir gün kuyunun ağzında genç adamı gördü. Gelmişti. Tam ışıkta duruyordu. Genç kızla konuştu. Onu tutup çıkarmadı ama genç kızın kafasını dağıttı. Sonra gitti. “Neden gelmişti?” bir nedeni yoktu belki de öylesine gelmişti. Ama genç kız mutluydu, gelmişti ya yeterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız bir gün gücünü toplayıp tırmandı kuyunun ağzına kadar. Çıkacaktı. Dışarıda hemen kuyunun yanında genç adamı bulma ümidi içinde büyük bir hevesle ilerliyordu. Birden genç adamın sesini duydu. Göremiyordu ama duyuyordu. Genç adam bir şeyler söylüyordu. Sanırım bir şeyler soruyordu. Genç kız anlam veremiyordu. Algılayamadı. Olamazdı öyle bir şey. Ne soruyordu böyle? Genç kızın elleri titremeye başladı. Kayacaktı düşecekti yine aynı hızla. Genç kız kaydı ve yere çakıldı. Her tarafı yara bere içinde kalktı. Ama en çok kalbi acıyordu. Göğsünü bir taşa mı sürtmüştü bilmiyordu ama en çok kalbi ağrıyordu. Işığa baktı sanki karanlık daha iyiydi. Sanki kuyu bir sığınaktı, dışarı çıksa başına gelebileceklerden korktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç adamı bir daha görmek istemedi genç kız. Ama yapamadı tabii. Genç kız hep söz verse de dayanamıyordu, sesleniyordu genç adama. Yüzünü göremese de sesini duyma, bir haber alma ümidiyle bir şeyler soruyordu sürekli. Genç kız sabırlıydı. Sabretti ve sonunda yüzünü de gördü genç adamın. Bir şey değişmedi tabii ki, genç kız en başından beri biliyordu gerçeği, bir şey değişmeyecekti. Her şey en başat nasılsa öyle olacaktı. Sormadan da duramıyordu. “Neden bu genç adam girdi hayatıma?”, “Neden böyle bir adam var dünyada?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani bir çok genç kız hayallerindeki adam için bir çok şey ister ya. O su da olsun bu su da olsun. İşte sanki genç kızın elinde sihirli bir değnek olsa, kendi yaratabilecek olsaydı hayatının aşkını bu genç adamı yaratırdı. Ne eksik ne fazla her şeyi ile tammış gibi. Genç kıza “Sana öyle geliyor.” diyordu arkadaşları. Ama o inanmıyordu. Ve bu durum genç kızı çok korkutuyordu. En baştan beri farkındaydı, hissediyordu bir şeyler. Evet bu O’ydu. Uzun zamandır bekledi o işte hayatındaydı ve onu tanıyordu. Ama her şeyin farklı olmasını dilemekten başka çaresi yoktu genç kızın. Genç adama hiçbir şey söylemedi, söyleyemedi. Genç adamın ara sıra kuyunun başına gelmesi bile yetiyordu genç kıza. Gelmese sesini duymasa çürüyüp gidecekti kuyunun dibinde genç kız. Biliyordu bunu. Tazeliğini sağlayan genç adamın sesini duyma ümidiydi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNCdVeQSlI/AAAAAAAAAAw/q2ewSFTKS7w/s1600-h/understandingbyladydemeeq2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265625461073922642" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 202px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNCdVeQSlI/AAAAAAAAAAw/q2ewSFTKS7w/s320/understandingbyladydemeeq2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Genç kız bir gün artık bu kuyudan çıkmam gerek diye düşündü. Bir şeyler yapmalı ve çıkmalıydı. Genç adam elini uzatmasa da bir şekilde kurtulmalıydı oradan. Belki genç adam çok uzaklara gitse hani dönülmeyecek uzaklara, gelmeme ümidi ile son bir güç arkasından koşmak için çıkabilir miydi acaba. Düşünüyordu genç kız çok düşünüyordu, ne yapmalıydı? Bulamıyordu. Genç kız artık bir şey bilmez haldeydi, kalbi ağrıyordu ve yukarı çıkma gücü her geçen gün azalıyordu. Güç bulabildiği zamanlarda tırmandı. Saatlerce, günlerce direndi. Tırmandı, tırmandı, tırmandı… Genç kız, şu an kuyunun tam ağzında, dışarıda genç adam var mı bilmiyor, ben de bilmiyorum buradan görülmüyor. Ama bu noktaya kadar elini uzatan olmadı, ben görmedim. Umutla bekliyorum, dışarı çıkabilecek mi? Gücü kaldı mı? Bekliyorum, göremiyorum…&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;12.09.2006&lt;br /&gt;Salı&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7642298627364232645-2676944714444143272?l=cinemaist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cinemaist.blogspot.com/feeds/2676944714444143272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2008/11/kuyu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2676944714444143272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7642298627364232645/posts/default/2676944714444143272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cinemaist.blogspot.com/2008/11/kuyu.html' title='kuyu'/><author><name>cinemaist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14772984316079905570</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNV7kFkuwI/AAAAAAAAABA/vLdCrkdBm2M/S220/6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_PLNRWpa5I6A/SRNDpzpmouI/AAAAAAAAAA4/-E4fjqgVbRE/s72-c/wellofmysterybyaetrynemz6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
